“Her insana ve her şey karşın oldukca kuvvetli duran bir yüreği var. Sanki tüm dünyanın acılarını sırtlanmış benzer biçimde. Onu bu kadar kuvvetli meydana getiren ne biliyor musun? Vedaları oldukca büyük vedaları var.” “Her insanoğlunun sırtına yüklenen ağır bir yüktür vedalar. Bizi büyütür, pişirir, olgunlaştırır. Fakat sonrasında her şey sessizleşir. Ruh dinginleşir, kalp yumuşar. İnsan öfkeyle almış olduğu kararları gözden geçirir sonrasında. Hatası var ise düzeltir, kendisini yeniler. Tekrardan bismillah deyip, hayata sımsıkı tutunur… En sonunda acıma doğar. Aşkın merhameti. O mertebeye ulaştığında gönlündeki aşk, merhametle yıkanır, merhametle büyür, merhametle yaşar. Sevdiğini incitmemek, daima onun iyiliğini istemek, her daim ona saygı göstermek, işte bunlar merhametli insanların harcıdır. Bir aşk merhametle hasıl olduysa, ömrü oldukca uzun olur.”

Cahille kavga edilmez. Ders verilir, edep öğretilir.

…fakat o denli samimilerdi ki Tanrı onları uyuttu (ashab-ı kehf) ve hayalini kurmuş oldukları bir sabaha uyandırdı… İstediğini zannetmek istemeye yetmez. Bilmenin hissetmeye yetmediği benzer biçimde, yaşamaya yetmediği benzer biçimde. Boğazından aşağı geçmeyen isteklerden bahsetmiyorum ciritçi Abdullah. İnanmaktan bahsediyorum. Boğazından aşağı inmeyen inançtan değil. Gırtlağını aşamayan ruhunu saramayan hiçbir şeyin insana bir faydası olmaz. Fakat insan hakkaten isterse, samimiyetle isterse, elinden geleni yaparsa Tanrı onu bir gece uyutur, bir sabah uyandırır. Her şeyin düzeldiği bir sabaha…

Biz bu dünyaya ilişik değiliz. Doğum kapısından girip, ölüm kapısına doğru giden yolcularız. Olamamışlıklarımız, tamamlanamayışlarımız bu yüzden. Bu yüzden eksiğiz ve ölüm bu yüzden var. Bizi tamamlamak için, bizi aslolan memleketimize götürmek için.

Ecel her an kapımızın önünde durup , ölüm her an bizlere kendini hatırlatıp dururken neyi paylaşamaz insan!

Vefa bir emanettir Ciritçi Abdullah. Emanetin kıymetini bilmeyen vefanın kıymetini ne bilsin.

Aslolan hırsızlık yalan söylemek değil mi? İnsanlardan hakikati çalmak, bu hırsızlık değil mi?

Gönlümüz daima bir şeyler ister fakat alınyazısı hep istediğimizi vermez oğul. Kimi zaman hayırlı olmadığı için vermez kimi zaman de sınav olduğundan vermez.

İnsanın içinde bir hasret duygusu var ki ne çocukluğuna ne geçmişine o hasret geldiği yere doğum kapısından geçmeden önceki alemine özlemdir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir